Rss Feed

Umut Karacaoğlu

n'apsaydım, banka mı soysaydım?

feed your head! (masal mı, trip mi?)

Mart 1st, 2010 by , under alacakaranlık kuşağı, Boğa Boku, Dene-meme. 7 Comments

39 doğumlu güzel bir kadındır grace slick. kurduğu jefferson airplane (teknolojinin gelişmesiyle birlikte grup jefferson starship adını alır) grubu 60’larda psychedelic akımının öncüsü olmuştur.. white rabbit kanımca en güzel, en mistik ve manidar şarkılarıdır. şarkı alice harikalar diyarında‘yı bambaşka bir algıyla anlatır.. “uyumayın, bebelerinize bir LSD tribi anlatıyorsunuz” der..

şarkı, sayısını bilmediğim kadar çok dizi ve filmde kullanılmış ve yine bi’ o kadar da coverlanmış; fear and loathing in las vegas, platoon, game, full methal jacket, good morning vietnam filmlerden bir kaçı yalnızca..

saygon radyosunda en çok istek alan şarkıdır.. vietnam cehenneminde kavrulan askerlerin ruh haline uyuyordu herhalde.. şarkı, dönemin savaş karşıtı kesiminde de büyük ilgi uyandırmıştır.

*

alice harikalar diyarında (alice’s adventures in the wonderland) lewis
carroll
‘un unutulmaz kitabıdır. oxford’lu matematik profesörü charles dodgson’un takma ismidir bu.. kendisi için çocuk sevici, deli, sübyancı, keş gibi yakıştırmalara rastlamak mümkün..

ama grace slick (jefferson airplane)’in ve başka bir çoklarının anlatmak istediği, alice’in bir masal değil; LSD veya ona benzer bir halüsinojen almış bir beynin hayalleri, halüsinasyonları olduğudur.. ki şarkı bunun üzerine kurulmuştur:

one pill makes you larger
and one pill makes you small
and the ones that mother gives you
don’t do anything at all
go ask alice
when she’s ten feet tall

and if you go chasing rabbits
and you know you’re gonig to fall.
go ask alice
when she’s just small.
when men on the chessboard
get up and tell you where to go.
and you’ve just some kind of mushroom
and your mind is moving low.
go ask alice
i think she’ll know

when logic and proportion
have fallen sloppy dead.
and the white knight is talking backwards
and the red queen’s off with her head
remember what the dormouse said;
feed your head
feed your head!!

*

sözler zaten açık da hikayeyi bilmeyenler için biraz anlatayım.. 1 pill makes u larger , 1 pill makes u small kısımları alice in büyüyüp küçüldüğü kısımlara göndermedir.. şarkıda sürekli git alice’e sor der slick. Küçüldüğünde, büyüdüğünde; git alice’e sor, bence o biliyor..

hikayede bir tırtıl var.. büyükçe bir mantarın (magic mushroom) üzerinde sürekli nargile(!) içer. “and you’ve just some kind of mushroom and your mind is moving low.

tırtılın her şeyi bilecek kadar uçmuş olması bir yana, çocuk masalında nargile içmesi bile başlı başına bi’ aciiptir.

“when logic and proportion

have fallen sloppy dead”

“mantık ve boyutlar pis bir ölüme düştüğünde
aslında LSD kafasını iyi anlatıyor..
masal, hayal gücünün ötesinde bir gerçeklikten kopukluğu içinde barındırıyor ya zaten.. buna rağmen şaşırtıcı da bir matematiği var. Şarkı kendi başına bile kafa yapabilecek nitelikte.. sizi beyaz tavşanın deliğine sokar sokar ve şanslıysanız çıkarır..

beyaz tavşan, hikayede, “çok geç kaldım çok geç kaldım” diyerek koşa koşa bi’ yerlere yetişmeye çalışan, eldivenlerini ve yelpazesini unutan, cebinde kocaman bir saat taşıyan ve alice’in peşinden gittiği bir mahlukat.. ama beyaz tavşan aslında bir metafordur, tam mantık ve boyut ölmüşken ortaya çıkar.

bu metafor donnie darko’da da, matrix‘de de kullanıldı. o görüldükten sonra hiç bir şey eskisi gibi olmaz.. beyaz tavşan izlenir ve deliğe girilir. Kafanızın güzelliği, sınıf atlar.. beyaz tavşan, şizofrenik bir boyuta geçmeye başladığınızın göstergesidir..

zamanın jargonunda “feed your head” uyuşturucu kullanmak demektedir ve masaldaki fare alice’e böyle seslenir..

*

beyaz tavşan çıktıktan sonra:

…alice yerleri rengarenk karolarla kaplı avluda buldu kendini. avlunun etrafı kapılarla çevrilmişti ve avlunun arkasından gelen ses; tavşanın kapılardan birinin arkasından ona seslenmekte olduğunu işaret ediyordu.

alice tavşanın hangi kapının arkasında olduğunu, ses yordamıyla buldu ve kapının önüne geldi. kapıyı çaldı sonra açmaya çalıştı ama kapı kilitliydi.tavşan bağırdı:

t: neden kapıyı çalıyorsun?

a: çünkü içeri girmek istiyorum.

t: neden?

a: çünkü yanına gelmek istiyorum.

tavşan kapıyı açar; alice’in olduğu yere, dışarıya çıkar. alice’in tam yanında duru:

t: işte. şimdi içerdesin.

 

*

he ama “bana ne alice’ten ben grace’in güzel gözlerini izleyerek buluyorum kafamı” diyenler için de şu var:

 

*

grubun 69 woodstock‘daki gündüz performansı çok aciip. zaten woodstock’un en civcivli olduğu dönem (ilk woodstock), üstüne bir de ağır halüsinojenler, saçlar, güneş falan derken bir miktar kakofoni yaşanmış. ee biraz kakofoni her eve lazım. zaten yıl olmuş 69 kim ne yapsın harmonik müziği..

 

*

collide (karin)’in söyleyip spc eco‘nun karıştırdığı (mix) bu hali de resident evil: extinction‘nın film müziği (sondtrack – ost) olarak kullanılmış. ben pek beğenmedim ama sen kesin beğenirsin bunu da. öyle bi’ boş bakıyorsun ekrana çünkü;

*

*

nice filmlerde kullanıldı bu şarkı ama kafayı hangi filmle anarsın dersen, aha budur derim: the game. filmde tavşan yok, LSD yok, grace yok, alice yok ama tümünün atmosferi var sanki. david fincher şov;

en ufak detayına kadar kontrolü altında tuttuğu hayatıyla, “her şeyi olan adam” nicholas van orton, bir gün eve geldiğinde her tarafı böyle tövbe estağfurullah darmadağınık bulur. ve içeride bangır bangır “white rabbit” çalmaktadır. aslında bu da van orton’un kendi beyaz tavşanıyla tanışma seremonisidir; bu tanışmadan sonra hayatındaki hiçbir şey eskisi gibi olmaz.

beyaz tavşanın izinde, çook derinlere inen bir başka kurban..

 

epey bi’ sonradan gelen edit:

yazıyı yazalı kaç yıl oldu kim bilir. ama işte zaman akıyor, white rabbit çeşitli vesilelerle karşımıza çıkmayı sürdürüyor:

2011 yılının “e yani” filmi sucker punch‘ta bangır bangır çalınmak üzere emiliana torrini‘den geliyor.

yalnız filmin bu yukarıda konuştuğumuz bağlamlarla falan zerre alakası yok, yalnızca melodik bir deneme.

 

 

2014’ten gelen edit:

oha. bu çok acayip oldu.. sabbah baba’nın emrinde, tekkemde bir garip haşhaşi olsam bundan başka şey dinlemezdim işte..

2013’lü genç film american hustle, zaten yetmişlerde geçiyor. filmin ost’i komple çok şekil. akşama yetiştirmeniz gereken proje falan yoksa komple dinleyin bence.

e white rabbit’siz yetmişler de özal’sız doksanlar gibi olacağından, ost’de elbette “white rabbit” var.. yalnız nasıl desem.. biraz arapça.

mayssa karaa öttürüyor.

nefis olmuş..

 


*

 go ask alice, i think she’ll know..

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

1 Comment 4 Tweets

7 Comments

Mars7719  on Mart 1st, 2010

Liked “VHS: http://www.umutkaracaoglu.com/?p=1591 don’t feed friends, feed your head.. (masal mı, uyuşturucu…” [pic] http://ff.im/gK7hg

This comment was originally posted on Twitter

sutlukahve  on Mart 1st, 2010

RT @umutkaracaoglu: VHS: http://www.umutkaracaoglu.com/?p=1591 don’t feed friends, feed your head.. (masal mı, uyuşturucu tribi mi?)

This comment was originally posted on Twitter

skoer  on Mart 2nd, 2010

biz bu şarkıyı olur olmaz yerde, beklenmedik zamanda, pat diye dinlemeyelim diyoruz. sen burada kaç doz birden vermişsin. yazık. günah.

krojeni  on Mart 13th, 2010

go ask alice i think she’ll know http://www.umutkaracaoglu.com/?p=1591

This comment was originally posted on Twitter

mugelbereth  on Aralık 15th, 2010

hey! hayatı alice’e göndermeyle geçen bir ingiliz edebiyatı öğrencisi olarak son 2 saattir aralıksız dinlediğim white rabbit eşliğinde tesadüfen buldum yazını oradan oraya atlayayım derken. harika olmuş diyebilirim.

Umut Karacaoğlu  on Aralık 16th, 2010

mugelbereth, teşekkür ederim. madem böyle bir fırsat yakalamışım, vaktiniz olduğunda ufaktan çıtlatsanız bize bu göndermeleri, eserleri, muhteviyatlarını. şahane olmaz mı?

Baran  on Kasım 15th, 2013

Bayıldım!

Leave a Comment

Additional comments powered by BackType