Rss Feed

Umut Karacaoğlu

n'apsaydım, banka mı soysaydım?

bu oyunu biz başlatmadık ama biz bitireceğiz!

Şubat 21st, 2011 by , under Boğa Boku, Hepsini Biliyorum. 9 Comments


“bugünkü neşen cartel”den albümüyle cartel aramıza geri dönüyor, dönsün.

dinleyebildiğimiz ilk şarkı “bir oluruz” şarkısı; internette coşuyor coşturuyor.

bi’ dinleyelim, sonra konuşuruz..

kimileri burun kıvıryorlar, “cartel bu değildi” falan diye, adamların 95 yılında yaptıkları müzikleri bekliyorlar. hayal.

öyle böyle, bariz bir popüler olma kaygısı hissedilse de kendi adıma sevinçliyim.

rap söylüyorum diye gezen onlarca dallamanın ilah sayıldığı bu zor günlerimizde ilaç gibi gelecekleri muhakkak.

zira sizi bilmem ama ben sıkıldım reklam cingılı mı rap mi yaptığı belli olmayan rapçilerin boş sözlerle tıka basa dolu şarkılarından.

hele bir de kendilerini mürit, çelebi sakallı, sürmeli fantezi sanatçısını peygamber ilan etmiş bi’ sagopa tayfası var ki, onları anmayı bile yersiz buluyorum türkçe raple ilgili bir yazıda.

cartel ise her işinde suya sabuna dokundu, ileride okuyacağınız üzere de bu, sonunda dağılmasına yol açan gerçek bir kültür savaşıydı.

yeni cartel‘de çelikbilek ve kabus yok. çelikbilek’i geç;

karakan’daki favorim alper ağa olsa da, kabus kerim‘in eksikliği hissedilmiyor desem yalan olur.

kabus kendi blogunda konuyla ilgili de bir açıklama yapmış:

“eski misyon ve ruhu göremeyince, ben yeni cartel´ de yokum dedim.. çünkü işin tamamen profesyonelliğe ve ticarete döküldüğünü gördüm.. bu benim, hiphop kültürünü halen yaşamama, devam edişime ve ideallerime de bağlı.. ve o misyonu halen içimde taşıyorum”

(açıklamanın tamamını burada okuyabilirsiniz.)

kardeşim kara g.‘nin de dediği gibi; “ne olursa olsun, bu teklif nasıl geri çevrilebilir?” anlamak zor.

özetle, kabus‘u ikna edeydiniz iyiydi be hacılar..

yine de hoş geldiniz, iyi ettiniz..

*

görüşmek üzere..

*

bir de gözlerinizi kapatıp dinleyin onları..


1995’de cartel dile geldiğinde rap türk halkının kalbinde bir muamma idi..

ilk olmak cartel için avantajdan ziyade dezavantaj oldu her zaman. öncelikle herkes cartel‘i grup zannetti (compilation – dönemsel beraberlikti aslında), sonra herkes onları faşist zannetti.

95’den bir gazete başlığı:

“cehennemden çıkan çılgın faşistler!”


cartel -cartel:


daha sonra ise almanyadaki gurbetçi popçuların türkiye’de verdikleri demeçler sonucunda kendileri hakkında uyuşturucu müptezeli intibası uyandırıldı.

albümlerindeki “çek bir fırt” isimli şarkı, başlığıyla öylesine çelişiyordu ki aslında:

cartel – çek bi’ fırt by ricardo dominic

“…

kağıdı aldı
bir cigaralık sardı
bir fırtla başladı arkadaşınki
evet yatan o kenardaki
on beş yaşlarında bir veletti
sanki sorunların hepsini halletti
gittikçe düştü düştü düştü
yavaş yavaş kafayı da üşüttü
ailevi sorunluymuş galiba
suçlu oluyor anne ve baba
bak salağa bak bak
takılıyor salak salak
ortalıkta dolaşan işte o çatlak

….

al bir de bundan çek
seni sinek gibi ezecek geçecek
otur başın dönecek
çocuk uğraşma başımı ağrıtma
karakan geldi no tantana
çek baba çek baba bir iki üç çek
çek bir de bundan çek seni ezecek.

şaka maka değil bu adı uyuşturucu
ölümdür onun sonu sakın unutma bunu
ayağını denk al
laflara kanma
her güler yüzlüyü arkadaşın sanma
bir dahaki adımın sonuncu olabilir
bu zamanın katilleri gülerek gelir
renkli dumanlar rüyana renk katar
ama yarın sabah gerçek daha acı koyar
gözünü boyar sonra beynini oyar
kendinden geçerek ne halledecen hıyar
senin hayatında en mühim şey sensin
ne kadar yükselirsen o kadar düşersin
…”

evet. ne kadar yükseldiler kalplerde bilinmez ama düşüşleri türk rap müziği için kötü oldu. old-school denilebilecek underground kayıtlara bile pek rastlanmıyor artık.

bu nevi şahsına münhasır oluşum; iki grup ve bir şahıstan müteşekkildi.

karakan: alper ağa, kabus kerim

da crime posse “cinai şebeke”: m.ali, çelikbilek a.k.a. ince efe, olcay, babalu.

ve erci e.

ilk albümleri cartel, almanya’da ve türkiye’de çok büyük bir başarı yakaldı.

yıl 95. türkiye rap’i yurt dışından rica minnet gelen kasetler dışında pek tanımıyordu.

bu nedenle ve almanya’daki göçmen sorununu türkiye’nin görmezden gelme alışkanlığının sonucu olarak; bir algı sorunu yaşandı ve grup faşist zannedildi. bu albüm için, (ahmet san organizasyonları ile) türkiye’nin dört bir yanında konser verdikten sonra cartel, “türkiye’de faşist damgası yediklerini” öne sürerek konser vermeme kararı aldı.

cartel albümünden sonra; jubile yapma kararı alan ünlü bir alman rock müzisyeni (peter maffay), pek çok müzik türü temsilcisinin en iyileri ile düet yapıp müziği öyle bırakmayı planladı..

ve bu plan geldi cartel’i buldu. dönüm dönüm rapçi olan almanya’da rap için en iyi örnek olarak cartel seçildi;

maffay’la cartel singılı bu minvalde doğmuş oldu. (bu şarkıda eski cartel’den sadece erci e ve çelikbilek yer aldı.)

cartel, maffay’la beraber: (ses bozuk biraz, ona göre..)

bundan sonra cartel’i acı bir sürpriz bekliyordu. ikinci albümleri piyasaya çıkmaya hazırdı ama menajerleri ozan sinan, alper ağa’ya ait olan grubun tüm haklarını kendi üzerine alıp ortadan yok oldu. cartel hiçbir konserinin gelirini de doğru düzgün alamamıştı..

ve beklenen bir şekilde cartel dağıldı. ikinci albümü dinleyemedik. şimdi yazarken bile insan kötü hissediyor. neredeyse çıkış tarihi bile kararlaştırılmış olan ikinci albüm hiçbir zaman çıkmadı.

daha sonra karakan bir albüm çıkardı..

(güzel bir inceleme: al sana karakan).

özellikle  kabus şakısındaki diss’leri ile dikkat çektikler.

cartel’e pek çok kişi sataşıyordu ama almanya’daki “sert müslümanlar” cartel’le aynı zaman/mekan’ın insanlarıydı ve bu sataşmalar karakan’a çok ağır gelmişti:

“cartel’e laf yok,

o benim ailem

aileme laf edersen;

seni affedemem!”

ayrıca o albümde alper ağa‘nın öz kardeşi suikast (alkım) de ilk kez yer aldı ve vest sayd bi’ havaya sahip bu şarkı (hepsi benim) almanya’da çok tutuldu.

benim için albümün en iyi iki şarkısı “yağmur” ve “kapıkule’ye kadar”dır. albüm kapağında, teşekkür kısmında adı geçen ve hayranı oldukları cypress hill grubundan da izler taşıyan şahane şarkı, aha da bu:

karakan – kapıkule’ye kadar by ricardo dominic:

- yağmur için tık –

erci e ise aynı dönemde, zamanında “wu-tang clan” ile de çalışmış olan bektaş turhan ile bir albüm hazırlıyordu.

bu noktadan sonra erci e. garip bir şekilde;

“bum çak bum çak arabanın içi diskotek gibi olacak”

kafasında, günümüzde benzerlerine sıkça rastladığımız bir pimp rap (gangsta gibin) kafasına girdi.

daha da söyleyecek bir şey yok. (“sesini kesme” şarkısı eski cartel işlerine en çok benzeyen şarkıydı)

*

hepsi bir yana cartel’in başarısının sırrı sözlerinde bir şey anlatma derdi olması ve müzikte türk motiflerini akıllıca kullanmalarında yatıyordu.

“Dur weg than du ghest”de neşet ertaş’ın “gönül dağı” şarkısının sempılları,

“evdeki ses”te barış manço’nun “lambaya püf de” ve

“yetmedi mi?” de gene manço’nun “hemşerim memleket nere?” sempılları kullanıldı..

ama cartel’e gönül verenler onları hep sözleriyle hatırladı, hatırlayacak. onlar

“türküz deyince faşist bilindiler”

yaşadıklarını anlattılar. ki yaşadıkları dinlemesi zevkli ama yaşaması zor şeylerdi;

“saat 20.30 cumartesi akşamında

arabama binip radyomu açarım yolumda,

haberlerde söylenenler moralimi bozar,

yine bir türk genç ölü

daha doyamadılar.

aniden yolumu değiştirip arkadaşlara;

iyi ki grup var,

cartel çok yaşa!!!

düşünüp taşınıp konuşup karar verdik,

bu gece bizim sıra;

evet bu duruma geldik.

her şekilde karşılık vermeye hazırız biz.

“hazırız!”

duyamadım;

“hazırız!!!”

nasıl çalışsak nasıl yapsak nasıl yaşasak?

yabancıyız bunu onlar unutmayacak.

sen türksün!

‘almanyalı!’”

gerçekti söyledikleri, uğraşları gerçekti.  samimiydiler.“bu oyunu onlar başlatmadı, ama onlar bitirecek”ti..

neo-nazilerle sürekli çatıştılar sırf almanya’da türk olabilmek için. onlar türkçe rap yapıyordu.

alper ağa tarihin ilk türk rapçisidir.

cartel ilk türkçe rap albümüdür.

ve “cartel” klibi ilk türkçe rap klibidir.

m.ali’nin helikopterde dünya rekoru var..

ama onları çok kez yanlış anladık. belki anlamak istemedik.

toplumun her alışılmadık olanı öğüten normallik çarkına kurban gittiler o zamanlar. bilemiyorum.

“türk türkü burada yanımızda gördük,

kardeşim biz kardeşiz, etme böyle delilik;

gavuru edelim biz delik deşik;

öpeyim seni kandan kardeşim,

canımsın sen, ölürüm senin için

ailen hep başımın üstündedir

bBu bir türk usulüdür, biliyorsun

kanımız bayrağımız gibi kırmızı ve sıcaktır!

beğenmiyorsan defol git! S.ktir! hastır!

darısı senin başına kel kafa

s.çacaz senin ağzına!”


bu sözler elbetteki faşizan görünebilir..

ama delik deşik edilmek istenen neo nazilerdi. kardeşlerine tecavüz eden, her köşe başında onları dövmeye, öldürmeye çabalayan naziler. her gün bir türk evini yakan faşist skinhead‘ler..

faşizme karşı savaşmaya çalışırken faşist damgası yemek, ne kadar acıdır bilinmez..

“getir bana getir,

korkuyu getir..

kabusun yanında

korku nedir?”

sanırım işçi çocuğu bir türk’ün almanya’daki hayatını en iyi bu sözler özetler. cartel, unutulabilecek şeyler listesinde değil benim için.

günümüzün rapçileri onlara diss atmadan önce kendilerini ve cartel’i bir tartmalılar.

evinde bilgisayar mikrofonuyla yaptığı kayıtta alper ağa’ya küfreden rapçiler var lan.

nasıl bi’ kafa o ya? gram aklınız yok mu sizin arkadaş?

“9 mm.’ni evde bırak

çırak!

başına beklenmedik

işler açacak.”

*

öyle işte..

özlemiştik..

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

9 Comments

cahilperi  on Ekim 9th, 2009

‘altına çekmiş son model bir araba
benzin almaya yok beş kuruş para
ver müziği baslara seni paspal zonta
dert mi sana eğer yoksa ben de araba’

vallahi ilkokul 5.sınıftayken biri bana önünde kocaman ‘cartel’ yazan bir şapka hediye etmişti hatta ilk ‘çıkma teklifi’ almam da o ana rastlar. neyse cartel’i severim, sayarım ama sizin gibi kıymetini bilen pek azdır herhalde.

yanılmıyorsam en son rock’n coke da sahne alacaklardı, sanki öyle bir ilan gördüm.

Umut Karacaoğlu  on Ekim 9th, 2009

alper ağa, erci e, m. ali, peter ole jess ve ichibaba (babalu) çıktı manga’yla. kabus kerim’i ikna edememişler, “ben işimdeyim gücümdeyim arkadaş, bana bulaşmayın” demiş. kabussuz cartel biraz acayip olmuş sanki.

Arda Çetin (aka uçanpenguen)  on Şubat 22nd, 2011

Senin de dediğin gibi; belki de ilk başta dinlediğimde fazlasıyla popüler kültürü benimsemiş bir parçayla karşımıza çıktıkları için olsa gerek 2011 model Cartel’i beğenmedim hatta eleştirdim. Şimdi yazdıklarını okuyunca (özellikle “fantezi sanatçısını peygamber ilan etmiş sagopa’cılar” kısmı) kendilerine hak vermedim değil.
Yine de keşke Kabus da aralarında olsaymış diyor insan.

Eline sağlık.

Umut Karacaoğlu  on Şubat 22nd, 2011

teşekkür ederim.

olaydı iyiydi tabii; kısmet, belki bir dahaki albüme.

Cihan YILMAZ  on Şubat 23rd, 2011

güzel yazı

sagopa’dan bahsedince her hangi bir link vermeden olmaz. Dediğim gibi herhangi önemsiz bir link de olabilir : http://www.milliyet.com.tr/rapci-cifte-hakaret-suclamasi/turkiye/sondakika/23.02.2011/1356102/default.htm

Umut Karacaoğlu  on Şubat 23rd, 2011

tenkü..

“Arkadaşlar size konseri iptal etmeme neden olan herifin adresini ve telefonlarını veriyorum. Şikâyetlerinizi ona bildirin. Hatta bizzat ziyaret edin, onca sevenimi üzdü. Siz de kendisini ziyaret edin. İyi ki tartışma sırasında ben o salonda değildim. Ben sinirlendim mi kimseyi tanımam, psikopatımdır. Çok pis dalardım o adama”

tam bir çılgın lan.

Egemen Oktay  on Şubat 27th, 2011

Dur weg than du ghest degil der weg den du gehst dir o sarkinin adi…

libripens  on Temmuz 15th, 2011

Cartel’i benim kadar seven birini görmek çok iyi geldi. Erci-E’nin “Bin Arabama” şarkısından sonra tamamen ümidimi yitirdiğim bir anda ortaya çıktılar. Yeni albümleri eskisi gibi gürül gürül “deli”kan akmıyor; e yaşlar da kemale ermiş artık, ama yine de çok keyifli. Benim şaşmaz favorim “Kankardeşler”. Ne ateşlere biz körükle yürüdük, hey yavrum hey! :)

Chaotic_Pessimist  on Kasım 26th, 2013

95 senesinde abim önce tişörtlerini sonra da albümlerini almıştı. E tabi özeniyor insan. Ama bana bazı şarkılarını dinletmemişti. Sen daha küçüksün diye. 10 yaşındayım lan ben diye abime daldığımı hatırlıyorum. Neyse. Bu yazıya 2 sene sonra yazan adam olarak, Cartel olmasaydı da Türkçe Rap olurdu belki. Ama böyle olmazdı sanırım. Bu arada izmirli bi’ çocuk var, Norm Ender diye. Dinlenesi. Teşekkürler umut k.

Leave a Comment

Additional comments powered by BackType