Rss Feed

Umut Karacaoğlu

n'apsaydım, banka mı soysaydım?

adalet savaşçısı olayım derken g.t olmayın…

Haziran 20th, 2013 by , under Boğa Boku, Ricardo Dominic Şov. 3 Comments

toplu taşımada tam bir adalet bekçisiyim! her savaşa üşenirim, bu savaşa üşenmem. öne geçmeye çalışanları dirseklerim, orta kapıdan otobüse binmeye çalışanları geri püskürtüp kaldırıma dökerim, denizde olsun karada olsun toplu taşımadaki en ufak yanlışı affetmem.

dolayısıyla yolculuklarım, adeta bu mücadelenin bir serencamıdır.

43b98805cda4f0583eea488b1eb171013e2f5ca1fakat dört yıl önce mücadeleme gölge düşürecek bir olay yaşadım. benim gibi, bu davanın bir neferi olan dostlarıma ibret olsun diye anlatıyorum..

kabataş‘tan bostancı‘ya geçmek üzere deniz otobüsüne bindik.. hayatımızın tamamen değişeceğini bilmeden. (hayır hayır, deri pantolonlu üstü çıplak bir grup marjinal üstümüze işemedi)

yanımda dünyaca ünlü tasarımcı cihan yılmaz vardı. o, benim bu mücadeleme –ne yalan söyleyeyim- biraz dudak büküyordu.. dünyada baş ağrısı gibi amansız bir illet varken böyle yan sorunlarla uğraşmayı anlamsız buluyordu.

neyse efendim, deniz otobüsüne binmiş olanlar bilir; genelde koltuklar boylamasına üç sıradır. orta bölümdeki koltuk sıralarının iki yanı koridordur ve geminin meşrebine göre bir sıra, 8 – 9 koltuğu bünyesinde barındırır.

kimi şuursuz yolcular, zahmete girmemek adına bu koltuk sıralarının başına ve/veya sonuna otururlar. böylece aradaki koltuklara geçmek neredeyse imkansızlaşır. işte bu tür yolcular benim için açık birer hedeftir. toplumun yozlaşmasının organik bir dışa vurumudur.

onları avlarım; hiçbir şey yapamasam gider o iç koltuklara oturacakmış gibi yapar yerlerinden kaldırırım. tatmin olmadıysam karar değiştirmiş gibi yapar ve onları tekrar yerlerinden kaldırarak koridora çıkarım..

3515_10151468681187086_1551601250_n
o gün de yine böyle bir avı gözüme kestirmiştim. gemi o kadar boştu ki gidip sıra başındaki o koltuğa oturan adamı kaldırmak açıkça düelloya davet olacaktı ama kendimi durdurmadım. mağruru bir yunan heykeli gibi dikildim tepesinde, koltuk sırasının içlerini işaret ederek:

“pardon kalkar mısınız?” dedim “buraya oturacağız.”

adam bir bana bir de önümüzde bomboş uzanan onlarca koltuğa baktı. “ehm.. her yer boş yani”  falan gibi bir şeyler söylemeye çalıştı çaresizce; ama kararlı ifadem nedeniyle fazla diretemedi..

o koltuktan kalkacaktı, başka yolu yoktu.. bunu anlamıştı en sonunda!

toplumu bu tarz görgü kuralları ayakta tutuyordu; şimdi de ben, bu görgü kuralları adına bu adamı bir müddet ayakta tutacaktım. topluma adına ona bir ders verecektim! bunu aklıma koymuştum bir kere.

sonra..

sonra toplumu, adabı muaşeret kurallarını  hiçe sayan bu adam, hayatım boyunca gözümün önünden gitmeyecek o hareketi yaptı:

hafifçe koltuktan yana doğru kaydı. hareketleri garip bir zorluk ve yavaşlıkta yapıyordu..
yan koltukta, o uzanana dek gözümüze çarpmamış bir şeye uzandı:
bir çift koltuk değneği..

başımdan aşağı kaynar sular boşaldı.. adam hala karşımda koltuk değnekleri üzerinde, oturduğu yerden doğrulmaya, bize yol vermeye çalışıyordu… utançtan ne diyeceğimi ne yapacağımı bilemedim; “pardon, mardon” diye geveleyerek aynen topukladım..
cihan da peşimden geldi ve durumu özetledi:

“geri zekalı mısın oğlum sen?”

geri zekalı değildim.. (kesin bilgi)

adalet savaşçısı olayım derken o. çocuğu gibi olmuş bir kader kurbanıydım..

bunu ne cihan anlayabildi ne de politik nedenlerle geri bırakılmış bu güzelim toplum..

*

şimdi,

deniz otobüsüne bindiğimde kolayca oturabileceğim bir koltuk yoksa ayakta durmayı tercih ediyorum.
sonuçta herkes yorgun argın işinden dönüyor.. n’olmuş yani ilk gördüğü koltuğa kendini bırakmışsa..
insanları yerinden kaldırıp rahatsız etmeye hiç gerek yok.. 

3 Comments

user1  on Temmuz 14th, 2014

ilginç bir anektod. tam bir götmüşsün

Umut Karacaoğlu  on Temmuz 14th, 2014

user1, olmuşken tam olmak lazım. mesela sadece sol yanak.. çok saçma olurdu.

kramet  on Temmuz 14th, 2014

Pis herif

Leave a Comment

Additional comments powered by BackType