Rss Feed

Umut Karacaoğlu

n'apsaydım, banka mı soysaydım?

07 rotring’le devrimcilik keyfi ve yaşar kurt ve cahit külebi

Haziran 6th, 2011 by Umut Karacaoğlu, under Boğa Boku, Şiir. No Comments

işte solculu devrimcili falan lisenin ilk zamanları..

poliscilik devrimcilik oynuyoruz sınıfta deli kavgalar, faşist müdürler, terörle mücadele, neye çabaladığının bile farkında olmadan tüm ömrünü karartırcasına kendini adamış ergenler..

manitalardan starbakslardan uzak günler.

cahit külebi çat diye atmış şiiri ortaya.. şiir de şiir ama, ne kadar sade, ne kadar naif.

insanın neresi acıyorsa canı orada atarmış..

bizim canımız bu romantik geleceği dair umutlu günlerde atıyordu.

hayaldi, hayal kaldı..

- istanbul -

kamyonlar kavun taşır ve ben

boyuna onu düşünürdüm,

kamyonlar kavun taşır ve ben

boyuna onu düşünürdüm,

niksar’da evimizdeyken

küçük bir serçe kadar hürdüm.

*

sonra âlem değişiverdi

ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.

sonra âlem değişiverdi

ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.

mevsimler ne çabuk geçiverdi

unutmak, unutmak, unutmak.

*

anladım bu şehir başkadır

herkes beni aldattı gitti,

anladım bu şehir başkadır

herkes beni aldattı gitti,

yine kamyonlar kavun taşır

fakat içimde şarkı bitti.

*


şiir, şiir gibi şiir (ne demekse artık). ama nazım hikmet‘ten farklı olarak anladık ki onun şiirinde melodi yok; duygu gani. e yaşar kurt (bi’ serdar ortaç değil) durur mu? durmadı, besteledi yazdı çizdi, elledi bir şeyler yaptı bu şiire.

sihir gibi, ilk okuduğumuzda bizi kurbağaya dönüştüren şiir, şimdi dinlerken her brimizi prense prensese çeviriyordu. kanmadık bu düşlere, elde flüt ve sıfır yedi rotring; kim dövüşürse dövüşsün, biz yeniliyorduk yine..

küçükyalı sahilinde şarkılar türküler, devrimciliğe kaldığı yerden devam. neden bilmiyorum, devrimciliğin vazgeçilmezi “halay”. hem ‘marks’ı seviyorduk hem ‘halay’ı. söylemeye gerek bile yok, ölmüş abilerimizden aldığımız bu gelenek, tam da marks’ın söylemiyle: “yaşayanların hayatına bir kabus gibi çökmüştü”.

önce halayı bıraktık, sonra marks’ı.. (marks’ı bıraktık derken fotoğraflarını sevmeyi bıraktık, okuma yaşımız gelmişti çünkü, sadece sakal seviciliğiyle bir yere kadar gidebildik)

ama yaşar kurt’a devam ediyorduk, inşallah.


he bir de ne oldu, kimisi çok sevdi o “anne”li şarkısını yaşar kurt’un, ben şahsi olarak pek sevmedim. marş zaten dinliyorduk, bir de yaşar kurt böyle vulgar siyasi mesajlar vermesin istedim. naifliğine duygusallığına yakıştıramadım. annemin televizyon keyfini elinden almak istemesine de ayrıca sinirlendim..

onun yerine bu “alışamadım”ı tercih ettim ve ekstra puanları haneme yazdırdım, inşallah:

zannetmeyin ki öyle romantizm falan aldı yürüdü. bu işin net bir formülü var;

2 yaşar kurt, 1 grup yorum.. (çok ateşli dönemlerde grup yorum kısmı ‘marşlar’ albümünden seçilmelidir.)

araya ferhat tunç da sıkıştırabilen dostlara selam olsun..

- bonus -

ve cellat uyandı yatağında bir gece,

‘tanrım’ dedi bu ne zor bilmece;

öldükçe çoğalıyor adamlar,

ben, tükenmekteyim öldürdükçe..


*

sosyalizm?

kısmet..

asıl önemli olan soru şu:

“0.7 ucu olan var mı?”

Leave a Comment

Additional comments powered by BackType